Michael Stolleis’ın Ardından

Değerli hukuk tarihçisi Michael Stolleis’ı 18 Mart 2021 günü yitirdik. Yasanın Gözü kitabının Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanmasının ertesi haftası kısa süren amansız bir hastalığa yenik düştü. Sürmekte olan salgının olumsuz koşulları içinde büyük bir alçakgönüllülükle telif haklarından vazgeçerek Yasanın Gözü kitabının Tükçede ikinci basımının yayımlanabilmesi için destek olmuş, çeviriyle ilgili soruları her zaman büyük bir içtenlik ve dostlukla hiç geciktirmeden yanıtlamıştı. 2021 yılı başında yazdığı kısa mektupta rahatsızlandığını ve sağlığına ancak bahar aylarında kavuşabileceğini umduğunu bildiriyordu. 2021 Mart ayı başında Yasanın Gözü’nün yayımlandığını ve örneklerini adresine gönderdiğimizi kendisine bildirdiğimde, “iyi ve mutlu bir hayat”ı tamamlamış olduğunu bildiren kısa bir mektupla veda etmişti. Max-Planck-Enstitüsü’nün duyurusunu ve Michael Stolleis’ın bilimsel çalışmalarını ve insan olarak değerini anlatan Thomas Duve’nin çok güzel bir yazısını ekte Türkçeye çevirerek sunuyorum. Thomas Duve önümüzdeki yıl Michael Stolleis anısına düzenlenecek bir konferans hazırlığının haberini de vermiş bulunuyor.

Arif Çağlar (25.05.2021)

Max-Planck-Enstitüsü’nün Duyurusu

original

Michael Stolleis (1941-2021)

18 Mart 2021 tarihinde ölümünün ardından Michael Stolleis için Max-Planck Hukuk Tarihi ve Teorisi Enstitüsü’nün internet sayfasında aşağıdaki metin yayımlanmıştır. Burada tam çevirisiyle sunulan her iki metnin Almancası için bkz.
https://www.lhlt.mpg.de/michael-stolleis

Max-Planck-Enstitüsü’nün uzun yıllar müdürlüğünü yapmış olan Michael Stolleis’ın kısa süren ağır bir hastalığın ardından 18 Mart 2021’de yaşamını yitirmiş olmasının üzüntüsünü paylaşıyoruz. 1974 yılından itibaren Frankfurt’ta profesör, 1991’den beri Max-Planck-Enstitüsü üyesi ve Max-Planck Avrupa Hukuk Tarihi Enstitüsü müdürü olarak Michael Stolleis Alman ve Avrupa hukuk tarihini önemli ölçüde belirlemiş, kamu hukuku tarihi gibi yeni bir araştırma alanı açarak bu bilim dalını hukuk tarihine kazandırmıştır. Birçok dile çevrilmiş olan dört ciltlik kapsamlı eseri ve yeniçağ başlangıcındaki polis kuruluşlarının incelenmesini başlatan çalışmaları ve onlarca yılı kapsayan Nasyonal Sosyalizm döneminin hukukuna dair incelemeleri bu konulardaki çalışmalara yeni bir ölçüt getirmiştir. Yahudi kökenli Alman hukukçuların mülteci olarak kaderleri, sosyal hukuk tarihi, Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin ve Doğu Avrupa’nın hukuk tarihleri büyük ölçüde Stolleis sayesinde Alman hukuk tarihi incelemeleri arasına katılmıştır. Genç bilim araştırmacılarının desteklenmesi Stolleis’ın her zaman özellikle üzerinde durduğu bir konu olmuştur. Yaz kursları ve üniversiteyle birlikte yürütülen yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin katıldığı seminer ve kolokyumlar ve daha sonra kurulan International Max-Planck-Research School for Comparative Legal History (Karşılaştırmalı Hukuk Tarihi Araştırmaları İçin Uluslararası Max-Planck Okulu) hep onun girişimleriyle oluşmuştur. Stolleis bir yol gösterici ve destekleyici olmanın ötesinde aynı zamanda bir girişimci ve kurucu olarak da hizmet etmiş, kendisini ise daha çok bir hukuk tarihi gözlemcisi ve hukuk tarihi anlatıcısı olarak tanımlamıştır. Kendisine şükranlarımızla ve kaybına üzüntülerimizle veda ediyoruz.

Thomas Duve’nin, ölümünün ardından Stolleis için yazdığı ve 23 Mart 2021 tarihinde Max-Planck Hukuk Tarihi ve Teorisi Enstitüsü’nün internet sayfasında yayımlanan metin aşağıdaki gibidir:

Thomas Duve: Michael Stolleis’ın Ardından

Michael Stolleis (1941-2021)

Yeniçağ başlangıcındaki devlet imajını, Thomas Hobbes’un 1651’de yayımlanan Leviathan başlıklı eserinin kapak resmi kadar hayalimize nakşeden başka bir resim bulmak herhalde kolay değildir; resimdeki haşmetli canavarın başı üzerinde “Yeryüzünün hiçbir gücü onunla boy ölçüşemez” yazılıdır.

Almanya’da 1941 yılında doğmuş ve 60’lı yıllarda hukuk okumuş herkes devletin gücünü, devletin hukuk yoluyla yaptığı haksızlıkları, elit tabakanın sessiz kalışının ihanetini ve Nasyonal Sosyalizm döneminde hukukçuların oynadığı o korkunç rolü haklı olarak sorgulamıştır. Öte yandan hem 68’liler hem de Willy Brandt’ın “daha fazla demokrasi için cesaret” şiarı aynı dönemin çoğu insanına başka bir devletin, insanları ezme aracı olmayacak ve herkese adalet ve yaşam olanakları sunacak bir sosyal hukuk devletinin mümkün olabileceği umudunu vermiştir.

Michael Stolleis için Almanya’nın geçmişiyle hesaplaşmak onun gençlik yıllarında başlamıştır. Daha sonraki bir perspektiften bakıldığında, Stolleis’ın doğum gününün 20 Temmuz’a (1) rastlıyor olmasını, hatta kendi aile hikâyesini bile, onu Almanya’nın anlaşılması zor yakın tarihiyle uğraşmaya yönlendiren bir davet olarak görmek mümkündür. Stolleis’ın hayatını değiştirecek olay 17 yaşındayken Theater am Schiffbauerdamm’da Brecht’in Arturo Ui’nin Önlenebilir Yükselişi oyununu seyretmiş olmasıdır. Heidelberg’de başlayıp Würzburg’da sürdürdüğü hukuk öğrenimi sırasında birçokları gibi o da üniversite girişinde tezgâhta satılan ve içinde Federal Alman Cumhuriyeti’nde mesleklerini sürdüren hukukçuların Nasyonal Sosyalizm yanlısı ve işbirlikçisi olmuş olduklarını gösteren Demokratik Alman Cumhuriyeti baskısı Braunbuch’u (2) satın alıp okuduğunu biliyoruz. Stolleis Nasyonal Sosyalizm konusunda düzenlenen ilk üniversite konferanslarını izlemiş ve yanında doktora yapmak için geçmişinde Nazi ilişkisi olmayan bir profesör seçmeye dikkat etmiştir.

Doktorası için Münih Üniversitesi’nden seçtiği Profesör Sten Gagnér zamanla doktorasının yönetmeni olmanın ötesinde bir anlam kazanmıştır Stolleis için. Nitekim doktora konusu olarak seçtiği son dönem Aydınlanmacısı Christian Garve’deki (3) devlet fikri, yani yasanın geçerliliği ve çiğnenmesi arasındaki sınır, yani bir hukuk aracı olarak ‘yasadışılık içinde yasallık olarak olağanüstü hal’ konusu (ki hukuk tarihinin en büyük sorunlarından birisidir), Stolleis’ı tüm hayatı boyunca uğraştırmıştır. Profesörlük tezini (4) de yine hayatının bu konusuna, Nasyonal Sosyalist hukuk içinde kamu refahı formülasyonlarını incelemeye ayırmıştır. 2000 yılında Balzan Ödülü’nün (5) verilişi üzerine yaptığı konuşmada ifade ettiği gibi Nasyonal Sosyalizmle uğraşmak kendisi için bilimsel açıdan ilginç bir konu olmanın ötesinde siyasal ahlak açısından da bir zorunluluk olmuş, öğrenciliğinden beri kendine hep şu soruyu sormuştur: İktidarının ilk gününden başlayarak kendisine karşı olanları tepeleyen, hapseden ve öldüren, vahşi ve saldırgan bir diktatörlük neden bir hukuk çerçevesine gereksinim duyar? Brecht’in diliyle söyleyecek olursak, neden en aşırı baskı dönemleri aynı zamanda en yüce, en üstün değerlerin en çok sözünün edildiği dönemlerdir? Kamu refahı formülasyonlarını incelemesindeki dil kullanımı kurgusunu irdeleme yöntemini Stolleis, bugün artık genellikle adı pek anımsanmayan Sten Gagnér’in Wittgenstein’ın dil eleştirisini ele aldığı seminerlerine borçludur ve Michael Stolleis’ın o pek tanınmış Yasanın Gözükitabında metafor ve resim incelemesiyle gösterdiği gibi resim de dile dahildir.

Stolleis’ın 1973 yılında Münih Üniversitesi’nde, içinde Karl Larenz ve Theodor Maunz (6) gibilerinin bulunduğu Hukuk Fakültesine sunduğu Nasyonal Sosyalizmle ilgili profesörlük tezi, o dönemde hukukun Nasyonal Sosyalizmdeki rolü üzerine Bernd Rüthers’inki (7) gibi bazı yenilikçi cesur çalışmalar yolu çoktan açmış olsa da Stolleis’ın bilim dünyasındaki meslekî kariyeri için elbette önemli bir risk oluşturmaktaydı. Nitekim belki de “Yakın Dönem Hukuk Tarihi” bilim dalı henüz kurulmamış olduğu için hukuk bilimi dünyasının güçlü dergisi Savigny-Zeitschrift (Savigny-Dergisi) (8) bile Stolleis’ın tezine konusu nedeniyle sadece çok kısa bir tanıtımla yer vermekle yetinmiştir. Daha sonrasında bu bilim dalının üniversitelerde temel ders konusu olarak yer kazanmasının öncüsü Stolleis olmuştur; üstelik o dönemde, kamu hukukunun kilise hukuku ve hukuk tarihiyle birlikte ele alınmasının meslekte ilerleyebilmek için hiç de uygun bir yol olmamasına rağmen. Neyse ki, 1974 yılında profesör olarak atandığı Frankfurt Üniversitesi’ne liberal bir zihniyet hâkimdi ve üniversiteyi genişletmek ve temel hukuk derslerini güçlendirmek için özgün düşünürler aranıyordu. Stolleis için Axel Freiherr von Campenhausen’ın asistanı olarak çalıştığı dönemde ele aldığı sosyal hukuk ve protestan kilisesi hukuku konuları da bundan sonra onun kamu hukuku çalışmalarının temelini oluşturacaktı.

Stolleis daha sonra hukuk tarihi içinde yeniçağ başlangıcına, Leviathan’ın gelişmeye başladığı çağa dönmüş, 17. ve 18. yüzyıllarda devlet düşünürleri, 17. yüzyılda siyaset teorisi ve yeniçağ başlangıcında devlet ve devlet fikri hakkındaki çalışmalarını yayımlamıştır. Özellikle kamu hukuku üzerine bilimsel bir inceleme yapma plânı da aynı dönem içinde olgunlaşmıştır. Bu incelemenin ilk cildi 1988 yılında yayımlanmış, bunu diğer üç cilt izlemiştir. Önceleri Franz Wieacker’in özel hukuk tarihine benzer olacak şekilde plânlanan çalışma kısa zamanda başlangıç fikrini borçlu olduğu örneği geniş ölçüde aşmış ve 1600-1990 yılları arasındaki ius publicumu (kamu hukukunu) o güne kadar hiçbir yerde, ne Almanya’da, ne İtalya’da ne de Stolleis’ın kendisini özellikle hep çok yakın hissettiği Fransa’da, hiçbir zaman ele alınmamış olduğu kadar geniş bir bütünlük içinde ortaya koymuştur. (9) Düşünce tarihinin zirvelerinde gezinmeyi ve bir ilerleme tarihi yazmayı bir yana bırakarak ve temel ilke olarak Johann Stefan Pütter’in Litteratur des Teutschen Staatsrechts (Alman Devlet Hukuku Yazını) (1776-1783), Robert von Mohl’un Geschichte und Literatur der Staatswissenschaften (Devlet Bilimleri Tarihi ve Yazını) (1855-1858) gibi öncü çalışmaları izleyen Stolleis, ius publicumu (kamu hukukunu) kaleme aldığı tarih kitabında tam dört yüzyılın bilgi üretiminin kurumsal bağlamlarını, hukuk ve siyaset bilim dallarının tarihini, edebiyat tarihini, anayasa ve düşünce tarihini en ince ayrıntısına kadar incelemiş ve o güne kadar geleneksel olarak yalnızca özel hukuka ayrılmış bir hukuk tarihi dünyası içinde yepyeni bir dünya ortaya çıkarmıştır.

Stolleis bu çalışmasına paralel olarak yeniçağ hukuk tarihi hakkında sayılamayacak kadar çok sayıda kitap ve makale eleştirisi, Yahudi kökenli Alman hukukçularıyla ilgili derlemeler, hukuk tarihinin tarihi, sosyal hukuk ve bunun tarihi hakkında yazı yayımlamıştır. 1991 yılında müdürü olarak Max-Planck-Institut für europäische Rechtsgeschichte (Max-Planck Avrupa Hukuk Tarihi Enstitüsü) kurumunda başlattığı ve yirmi yıl boyunca yol gösterici olarak yönettiği büyük bir araştırma projesiyle yeniçağ başlangıcındaki Policeyordnungen (polis düzenlemeleri) kaynakları sabırla incelenerek zengin bir repertuvar oluşturulmuştur. Bu temel üzerine kurulabilen yeniçağ polis kuruluşuyla (Policey) ilgili araştırmalar, egemenlerin davranışlarının ve devlet uygulamalarının düzenlenişi hakkında o güne kadar hukuk tarihinde açıkça bilinmeyen yeni bir boyutu ortaya çıkarmıştır. Bu araştırmalar aynı zamanda dünyevileşme (sekülerleşme), devletin din ve toplum ilişkileri (10), sosyal disiplin ve normların yerleştirilmesi konularında tarih bilimleriyle yeni bir diyaloğun kapısını da açmıştır. Michael Stolleis’ın hukuk tarihini tam bir tarih bilimi olarak şekillendirmiş olması, tezlerinde kullandığı yöntemin tam bilincide olarak tezlerini ikna gücüyle ortaya koyuyor olması, onu, hukuk ve tarih bilimlerinde aranır bir tartışmacı konumuna getirmiştir. Onlarca yıllık çalışması sonucunda Avrupa’ya özgü bir genel tablo ortaya çıkmıştır. Kamu hukuku tarihi çalışmalarından çıkan sonuca baktığında Stolleis, Avrupa için ideal kamu mülkiyeti denilen şeyin, devlet gücünün hukuka bağlanması arayışları yanı sıra özel hayatın sınırlarının korunması ve kişinin kendini geliştirme özgürlüğü, hukukun mahkeme kararlarıyla korunması ve nihayet egemenlerin âdil bir sosyal düzen sorumluluğu taşımaları olduğunu görmüştür.

Sosyal hukuk devletini Avrupa tarihinin kültürel üstünlüğü olarak kavrayışı Stolleis’ı 1989’da Duvar yıkıldıktan sonra büyük bir enerjiyle Demokratik Alman Cumhuriyeti ve Doğu Avrupa hukuk tarihiyle ilgilenmeye yönlendirmiş, Max-Planck-Enstitüsü de Stolleis’a araştırmaları için gereken kurumsal çerçeveyi sağlamıştır. Stolleis 1991 yılında aldığı Gottfried-Wilhelm-Leibniz Ödülü’nün parasını bu çalışmaya tahsis etmiş ve 2000’li yıllarda Güneydoğu Avrupa hukuk tarihiyle ilgili büyük bir projeyi Die Herausbildung Normativer Ordnungen (Normatif Düzenlerin Kuruluşu) adlı Exzellenzcluster (11) ortaklığıyla tamamlayabilmiştir. Genel olarak Avrupa hukuk tarihi için genç araştırmacıların oluşturacağı bir topluluğun kurulmasına kişisel olarak büyük zaman ve güç ayıran Stolleis, Güneydoğu Avrupalı genç araştırmacıların desteklenmesine de özel ilgi göstermiştir. Frankfurt’taki Max-Planck-Enstitüsü ve Goethe Üniversitesi’ndeki hukuk tarihçileriyle birlikte çalışmanın sağladığı zengin olanak Stolleis’ın bu çevre içinde kalmasına ve kendisine sunulan Münih Max-Planck Yabancı ve Uluslararası Sosyal Hukuk Enstitüsü müdürlüğünü kabul etmemesine neden olmuş ve bundan da hiçbir zaman pişmanlık duymamıştır. Stolleis, lâyık görüldüğü çok sayıdaki ödül ve şereflendirmeyi, (12) akademi üyelikleri ve şeref doktoralarını ve nihayet birkaç yıl önce verilen bilim ve sanat için Pour le Mérite (Liyakat Nişanı) ve şansölye yardımcısı makamını memnuniyetle kabul ederken kendisine yönelik hafif bir istihzayı da eksik etmemiştir.

Öte yandan Michael Stolleis kendisini her zaman, özellikle hukuk tarihinin, barış ve adalet içinde birlikte yaşayabilmenin temeli olan bu büyük çabanın tarihinin olduğu kadar aynı zamanda da ulaşılan uygarlık düzeyinin ve insanın var oluşunun her an yıkımı tehlikesi tarihinin de bir gözlemcisi ve anlatıcısı olarak tanımlamıştır. Yurdu Pfalz’da bağcılık eğitiminde öğrendiği meslek erdemi, Stolleis için kendi mesleği olarak tanımladığı tarih ve dil ustalığında da büyük önem taşımıştır. Yaşamında her zaman gösteriden çok dayanışmaya değer verdiği gibi zarafet için ayrı bir çaba göstermesine de ihtiyacı olmamıştır. Disiplin ve ayrıntıya özen göstermeyi, güven ve dürüstlüğü bilimsel çalışmanın ödünsüz koşulları olarak görmüş ve bunlardan birinin eksikliğine karşı çok sert ve ödünsüz davranabilmiştir. Edebiyat, sanat, felsefe ve insan ve toplum bilimlerinde (Geisteswissenschaften’da) Verbundforschung’u (13) ve buna büyük önem atfeden söylemleri giderek daha büyük bir kuşkuyla karşılamıştır. Stolleis için atfedilebilecek en büyük değer her zaman bilgelik olarak kalmıştır. Bilgisiyle, karşısındakine değer veriş ve anlayışla cümertçe zaman ayırarak bildiğini paylaşması, çalışma arkadaşlarına ve öğrencilerine örnek olmuştur.

Üniversitede edebiyat ve sanat okumuş olmayı çok istemiş olan Stolleis son yıllarında kendisini giderek daha çok anlatıcı olmaya vermiş, araştırma disiplini içinde geçirdiği uzun yılların ardından biçim ve üslûpla oynamak Stolleis için bir yerde ayrı bir özgürlük konusu olmuştur. Deutsche Akademie für Sprache und Dichtung’a (Alman Dil ve Edebiyat Akademisi’ne) (14) giderek gönlünü daha çok kaptırmış, Margarethe und der Mönch (Margarethe ve Keşiş) kitabında hukuk tarihini hikâyeler içinde anlatmıştır. Birkaç hafta önce bitirdiği son kitabı recht erzählen başlığını (hakkıyla hukuk anlatmak gibi iki anlamlı bir başlık –ç.n.) taşır. Stolleis bu kitabında Frankfurt’tan ve yurdu olmuş bölgeden aktardığı hikâyelerle gücü ve yüceliğiyle tüm hayatı boyunca kendisini meşgul etmiş olan Leviathan’ın gelişip büyümesini anlatmaktadır.

Thomas Duve (23.03.2021)

Çeviri için açıklamalar:

(1) 20 Temmuz (1944) Hitler’e karşı girişilen başarısız suikast girişiminin tarihidir.

(2) Federal Alman Cumhuriyeti (Batı Almanya) ve Batı Berlin’de geniş tartışmalara ve üst derece memur ve politikacının istifasına neden olmuş, siyasi skandallar yaratmış olan Braunbuch 1965 yılında Demokratik Alman Cumhuriyeti’nde kurulu Savaş ve Nazi Suçlarının İncelenmesi Komisyonu tarafından Federal Cumhuriyet’te Savaş ve Nazi Suçluları: Devlet, İşdünyası, Ordu, Kamu Yönetimi, Adalet, Bilim altbaşlığıyla yayımlanmıştır. Kitapta yayımlanan liste, çok az isim benzerliği nedeniyle içerdiği birkaç yanlış dışında %99 üstü oranda doğrulukla Nasyonal Sosyalist NS parti ve SS üyeliğinde bulunmuş ve önemli makamlar işgâl etmekte bulunan 1800 kişiyi ifşa etmekteydi.

(3) Stolleis’ın 1967 yılına ait doktora çalışması Die Moral in der Politik bei Christian Garve (Christian Garve’de Siyasette Ahlak) başlığını taşımaktadır.

(4) Stolleis’ın profesörlük tezi (Habilitationsschrift) Gemeinwohlformeln im nationalsozialistischen Recht (Nasyonal Sosyalist Hukukta Kamu Refahı Formülasyonları) başlığını taşımaktadır.

(5) Antifaşist Eugenio Balzan adına kurulmuş olan Uluslararası Balzan Vakfı tarafından üstün bilim insanları ve sanatçılara 1961’den beri verilen Balzan Ödülü.

(6) Karl Larenz, Nazi döneminin temerküz kamplarının meşruiyetini hazırlayan en parlak hukuk felsefecisi ve özel hukukçularından biri ve Nazi parti üyesi olmuş olmasına rağmen Batı Almanya’da üniversite kariyeri kesintiye uğramamış ancak 1960 sonrasında özellikle Bernd Rüthers ve Uwe Wesel’in, hukukçuların Nazi geçmişlerini aydınlatan çalışmalarıyla ifşa edilmiş fakat buna rağmen Münih Üniversitesi’nde edindiği kariyer ve memuriyeti sürdürebilmiştir. Theodor Maunz ise Katolik ve Nazi militanı parti üyesi olarak 3. Reich’ı meşrulaştıran en önemli idare hukukçularından biri olmasına rağmen 1945 sonrasında Münih Üniversitesi’nde profesörlüğünü kolaylıkla sürdürebilmiş, 1957-1964 yılları arasında Bavyera Kültür Bakanı olmuş ancak Nazi geçmişi nedeniyle istifa etmek zorunda kalmış fakat ölünceye kadar üniversite ve siyaset çevresinde yerini koruyabilmiş ve korunabilmiştir. Batı Almanya’da Nazi üyesi ve taraftarlarının devlet kadroları ve siyaset içindeki sürekliliğinin bu tipik örneği hakkında Stolleis’ın şu yazılarına ve kitabına bakılabilir: Theodor Maunz – ein Staatsrechtslehrerleben (Kritische Justiz, 1993, s. 393-6) ve Ein Gang in das Stadtarchiv München (Kritische Justiz 47, 2014, s. 358 vd); ayrıca konuyla ilgili olarak Stolleis’ın daha kapsamlı eseri Recht im Unrecht, Studien zur Rechtsgeschichte im Nationalsozialismus (Hukuksuzluk İçinde Hukuk, Nasyonal Sosyalizm Hukuk Tarihi Çalışmaları), Suhrkamp, Frankfurt am Main, 2006.

(7) Bernd Rüthers Nazi hukukçuları üzerine 1960’lı yıllarda yaptığı çalışmalar ve ifşaatlarla Nazi kadrolarının Batı Almanya’daki sürekliliğini ortaya çıkarmış bir hukuk tarihçisidir.

(8) Zeitschrift der Savigny-Stiftung für Rechtsgeschichte (Savigny Vakfı Hukuk Tarihi Dergisi) (burada kısaca Savigny-Zeitschrift) 1815’ten beri yayımlanan en eski ve önemli hukuk tarihi dergilerinden biridir.

(9) Stolleis’ın kamu hukuku tarihi ve diğer çalışmaları için Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlanan kitabı Yasanın Gözüiçinde çevirmenin notu bölümünde sınırlı bilgi vardır; Stolleis’ın 552 yayını listesi (Schriftenverzeichnis) şu internet sayfasından pdf dosyası olarak edinilebilir: https://www.lhlt.mpg.de/stolleis

(10) Dünyevileşmenin (sekülerleşmenin) temel konusu olarak Reformasyon sonrasında devletin din ile toplum ilişkileri yeniçağ Avrupa hukuk tarihi içinde bugüne kadar Konfessionalisierung başlığı altında ele alınmaktadır.

(11) Türkçeye “yüksek düzeyli araştırma bağı” olarak çevrilebilecek Exzellenzcluster Alman federal ve eyalet devletlerinin ve Deutsche Froschungsgemeinschaft’ın (DFG) (Alman Araştırma Topluluğu’nun) büyük malî destek sağladığı ve üniversiteli yüksek düzeyli araştırmacıların, önemli olarak sınıflandırılan bir konu etrafında birlikte çalıştığı projelere verilen addır.

(12) Stolleis’a verilen ve aralarında 1991 yılı Leibniz Ödülü, 2018 yılı Hegel Ödülü de bulunan ödül, nişan ve şeref doktoralarının tam listesi için bkz. (Vita): https://www.lhlt.mpg.de/stolleis

(13) “VerbundforschungDeutsche Froschungsgemeinschaft’ın (DFG) (Alman Araştırma Topluluğu’nun) Exelentclusteriçin araştırma yapısı olarak önerdiği bağımsız bilimsel birimlerin aynı proje içinde birbirlerine bağlı olarak çalışmalarına verilen addır. İngilizceye collaborative research olarak da çevrilen bu terim, kavram olarak takım çalışması (teamwork), işbirliği (collaboration) gibi bilinen kavramlara yakın ya da bunlarla kısmen eşanlamlıdır.

(14) Türkiye’deki Türk Dil Kurumu’nun Almanya’daki karşılığı olarak nitelendirilebilecek ancak özellikle Alman dili üzerinde karşılaştıralamayacak ölçüde büyük etkisi olan Deutsche Akademie für Sprache und Dichtung (Alman Dil ve Edebiyat Akademisi) kurumu.

Çeviri: Arif Çağlar