Heidelberg

Baykuş: Felsefe Yazıları 9. Sayı
Dosya:
 Erken Dönem Alman Romantizmi
Sayı Editörleri: Iraz Yaşar, Mehmet Barış Albayrak, Murat Turan
Son Yazı Gönderme Tarihi: 22 Ocak 2021
İletişim Adresi: baykusfelsefe@gmail.com

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de Erken Dönem Alman Romantizmine, 1795-1800 arasına tarihlenen bu kısacık ancak olağanüstü derecede özgün ve üretken döneme ilgi artıyor. Novalis, Friedrich Schlegel ve kardeşi August Wilhelm Schlegel, Friedrich Schleiermacher ve Friedrich Hölderlin gibi dönemin önde gelen figürlerinin eserleri hem felsefe tarihinin Romantizm hakkındaki basmakalıp kabullerini sorgulatacak nitelikler taşıyor hem de çağdaş felsefenin meseleleriyle taze bağlar kuruyor.

Pek çok çalışma, Romantizmi bir felsefeden çok bir sanat eleştirisi ve edebiyat teorisi olarak ele almaya meyletmiştir. Romantizmin metafizik, epistemolojik, ahlaki ve politik veçheleri, sıklıkla Romantiklerin temel estetik güdüleriyle koşullanan ikincil unsurlar olarak yorumlanır. Özellikle iki etkili yorum, Romantizmin ahlaki ve politik boyutuna temkinli yaklaşılmasına veya kayıtsız kalınmasına neden olmuştur. Birincisi, Romantiklerin özünde apolitik olduğunu ve politik temaları asıl tutkularını belirleyen kaçışçı bir estetizm uğruna araçsallaştırdıklarını iddia eder. İkinci yoruma göreyse Romantikler, Aydınlanma karşıtı ve gericidir; politik idealleri Nazi Almanyası’na esin kaynağı olacak ölçüde totaliter ve irrasyonel eğilimler taşır. Romantizmin epistemolojik ve metafizik temellerini tutarlı biçimde belirleme yönündeki zorluklar, politik Romantizme karşı olumsuz yargılarla birlikte düşünüldüğünde estetik dışındaki alanların neden ihmal edildiği biraz daha anlaşılır olur. Yine de −özellikle bu sayımızın konusu olan Erken Dönem Alman Romantizmi (nam-ı diğer Frühromantik) dönemi bağlamında− Romantizmi tüm veçheleriyle yeniden düşünen eğilimlerin giderek ağırlık kazandığına tanık olmaktayız. Bu alanda çalışmalarıyla tanınan Frederick Beiser’e göre “yavaş ama emin adımlarla, Erken Dönem Alman Romantizminin sadece edebi değil felsefi bir hareket olduğu konusunda bir fikir birliği oluşmaktadır”.

Yeni çalışmalar Erken Dönem Alman Romantizminin etki menzilini ve güncel felsefi meseleler bağlamında taşıdığı potansiyeli yeniden değerlendiriyor. Bu dönemi felsefi açıdan Alman İdealizminin gölgesinde kalan sonuçsuz bir sapma olarak kavramaya eğilimli görüş, yerini bu iki düşünce biçimi arasındaki gerilimli ilişkiyi titizlikle ele alan çalışmalara bırakıyor. Romantizmin sistem-karşıtı ve temelcilik-karşıtı yönelimleri ve tekilliklere yaptığı vurgu çağdaş felsefe bağlamında anlamlandırılıyor. Örneğin postyapısalcılıkla birlikte okunabiliyor ya da hakikatle bağını koparmayan temelcilik-karşıtı bir felsefe olarak ilgi uyandırabiliyor. Dönem bütünlüğü içinde incelendiğinde Aydınlanma karşıtlığı, irrasyonalizm ve gericilik ithamları zemin kaybediyor. Erken Dönem Alman Romantiklerinin en az birlik idealleri kadar radikal biçimde ifade ettikleri bireysel özgürlük talepleri, politik yaklaşımları hakkındaki yerleşik yargıları sarstığı gibi güncel tartışmalarda da karşılık buluyor. Ne de olsa kolektif taleplerle bireysel özgürlük taleplerini tavizsiz uzlaştırma arayışı, neoliberalizm ile totalitarizm arasında sıkışmış çağımızda son derecede güncel bir politik mesele gibi görünüyor.

Kuşkusuz bu metinde Romantizmin esin kaynağı olduğu inceleme ve tartışma alanlarının ancak sınırlı bir kısmına değinebildik. Baykuş: Felsefe Yazıları olarak amacımız Erken Dönem Alman Romantizmine yönelik müşterek bir öğrenme, düşünme ve tartışma sürecine ivme kazandırmak. Dolayısıyla farklı konu, yaklaşım ve perspektiflerin sayıya zenginlik katacağına inanıyor, bu alanda düşünen ve üreten herkesi yazılarıyla katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Görsel: Heidelberg (Wege der Romantik)