Las Meninas, NM, 1987

Baykuş Felsefe Yazıları 4. Sayı
Dosya: Yeni Materyalizmler – Yeni Realizmler
Sayı Editörleri: Kağan Kahveci, Çağatay Özyürek, Sercan Çalcı
Son Yazı Gönderme Tarihi: 10 Ağustos 2020
İletişim Adresi: baykusfelsefe@gmail.com

Tuhaf zamanlardan geçiyoruz. Jeolojinin tarihe, tarihin jeolojiye karıştığı zamanlar. Gezegenimizin taş tabakasıyla ilgilenen bilimin yeni jeolojik döneme İnsan Çağı (Antroposen) adını vermeyi tartıştığı zamanlar. “Cansız”ın alanının canlılığın en “yüce”si addedilen insanla karıştığı bu dönem ekolojik felaketler ve küresel salgınlarla ortaya çıkarken bu “yüce” varlık teknobilim alanındaki muazzam gelişmeler nedeniyle kendi evrimini kontrol etmeyi, farklı akıllı varlıklar yaratmayı, başka gezegenlerde yaşamayı ufkuna almış durumda. Ayrıca, bilimdeki mutlak ölçümler sayesinde kendisini milyarlarca yıl önceleyen bir zamandan doğmuş olduğunu ve entropi ilkesi nedeniyle bir gün fiziksel olarak yok olabileceğini biliyor. Bu şartların insan-merkezci felsefelerin yerine insanı merkezden çıkaran, onu varlık sürecinin zorunlu değil olumsal bir uğrağı olarak düşünebilen realizmleri ve materyalizmleri çağırması bir bakıma kaçınılmazdı ve öyle de oldu. Dünyanın dört bir tarafında tinsel bir çiçek gibi açmaya başlayan bu düşüncelerin en temel ortak noktası Kant ve Kant sonrası felsefelerin insan-merkezciliğini eleştiriyor olmalarıdır. Bilindiği gibi Kant’ın transendental felsefesine göre insan kendi saf uzay zaman görüsüne ve saf kavramlarına “göre” dünyayı deneyimlemekte ve bilmektedir; bu koşulların dışını, “kendinde şey”i bilememektedir. Kant sonrası felsefe, koşulların saflığı ve evrenselliği hususunda Kant’ı eleştirse bile çok büyük bir kısmı bir konuda hep “Kantçı” kaldı: İnsan, ancak kendi öznel koşullarına göre dünyayı bilebilir. İnsanın bilincinin ve dilinin sınırlarının onun dünyasının sınırları olduğunu ve ancak kendi öznel koşullarına “göre” bir dünyayı bilebileceğini söyleyen bu düşünceler günümüz filozoflarının gerçekliğin kendisini bilmeye yönelik riskler alan realist ve materyalist düşünceleri tarafından yoğun bir şekilde eleştiriliyorlar. Bilimin, sanatın ve matematiğin olanaklarını yeni felsefi kavramlar geliştirmekte kullanan bu filozoflar ayrıca farklı bir “eleştiri” duyusuna sahipler; gerçekliğin kendisini olumlu yönde değiştirecek etik, politik hatta teolojik görüşleriyle dikkat çekiyorlar.

Dünyanın yeni koşullarının çağırdığı bu materyalist ve realist düşünceler 2000’li yılların başında ön plâna çıkmaya başladılar; daha sonra çok farklı kanallardan bambaşka boyutlar kazanarak geliştiler ve hâlâ gelişmeye devam ediyorlar. İlk plânda Ferraris, De Landa, Rosi Braidotti ve Karen Barad gibi daha erken sesleri hatırlayabiliriz. Deleuze felsefesinden şu veya bu oranda etkilenen bu yeni materyalizmlerin ve yeni realizmlerin dışında yeni sesler de duyulmaya başladı. Bu yeni seslerden 2007 yılında yaptıkları “Spekülatif Realizm” konferansıyla haberdar olduk. Konferans’ta kendilerini materyalist veyahut realist olarak öne çıkaran dört isim vardı: Graham Harman, Quentin Meillassoux, Ray Brassier, Ian Hamilton Grant.  İçinde bu isimlerin de olduğu bir grup filozof 2011 yılında Speculative Turn adında makalelerden oluşan bir kitap çıkardı. Bu kitapta bunların ve başka figürlerin yanında Badiou ve Žižek gibi isimler de bulunuyordu ve De Landa da bir yazıyla katılıyordu. Ayrıca, birbirlerinden ayrı verdikleri röportajlarla Rosi Braidotti, De Landa, Meillassoux ve Karan Barad Yeni Materyalizm adında bir kitapta buluştular. Bu tür daha gevşek birlikteliklerin yanında daha sıkı düşünsel ilişkileri olan bir grup filozof da “Nesne Yönelimli Ontoloji” (NYO) yaptıkları konusunda uzlaşıyorlar. Graham Harman, Timothy Morton, Levi Bryant ve Ian Bogost gibi isimlerin öncülüğündeki bu düşünme biçimi toplum bilimlerinde, bilgisayar bilimlerinde ve sanatta şimdiden etkili olmaya başladı. Bu isimlerle birlikte her zaman anılmasalar bile Reza Negarestani, Tristan Garcia ve Markus Gabriel felsefede yeni yollar açma konusunda heyecan verici isimler. Son olarak yine bu isimlerle doğrudan anılmayan fakat bazıları için esinleyici olmuş Bruno Latour, François Laruelle ve Roy Bashkar isimlerini de eklemek isteriz.

Baykuş: Felsefe Yazıları şimdi olmakta olanı kavrama taşıma çabasının bir parçası olarak bu henüz yolda ve yoğrulmakta olan düşünürleri tanıtacak, tartışacak ve geliştirecek yazılar için çağrıda bulunuyor.

Bu renkli ve çeşitli düşünürlerin “harita”sına baktığımızda bizde esinlenen bazı problem alanlarını belirtmek istiyoruz. Kuşkusuz liste eksiksiz değildir ve esas amacı, dergiyle müstakbel yazarları arasında bir diyaloğa imkân vermektir; dolayısıyla burada öngörülmeyen katkılara açığız:

  • Yeni realist ve yeni materyalist hareketlerin postmodernizm ve postyapısalcılık eleştirileri.
  • Nesne yönelimli ontolojinin modernizmin kurucu ilkeleriyle temel gerilimleri.
  • Kant’ın Copernicusçu Devrimi’nin yeniden değerlendirilmesi.
  • Feminizmlerin yeni materyalist düşünceyle iletişimi.
  • Yeni realist ve yeni materyalist hareketlerin politik tasavvurları.
  • Korelasyonizm ve nedensellik.
  • Bilinç merkezli felsefe ekolleri ile yeni materyalizmler ve yeni realizmler arasındaki ihtilaflar.
  • Materyalist bir teolojinin olanakları.
  • Hiyerarşik varlık tasarımlarına karşı düz ontolojinin imkân ve sınırlılıkları.
  • Nesne merkezli düşünme ve meta-fetişizmi sorunu.
  • İnsan-merkezci olmayan dayanışma ve türler arası dayanışma.
  • Nesne kategorileri: Hiper-nesneler, gerçek nesneler, duyusal nesneler.
  • Yeni ontolojiler içerisinde kurulan bütün-parça bağıntıları.
  • Ekolojik paradigmanın son/sonluluk fikri.
  • Yeni materyalizm ve yeni realizmler açısından zaman, son ve sonra.
  • Yeni materyalizm ve yeni realizm açısından mekân, sınır ve mimarî.
  • Yeni materyalizm ve yeni realizmlerin eleştirisi.
  • İlk felsefe olarak estetik düşüncesi.
  • Bilimkurgu ve bilimdışı kurgu içinde insan-insandışı ilişkisi.

Görsel: Joel Peter Witkin – 1987